@Yazar_perest
''İnsan küçülmüş âlem; âlem açılmış insandır.''
Sinop
07.03.19 tarihinde katıldı.

Allah'ın Sırrı Sensin

DenemeAşk

İnsan ne zaman yorulur? Yorulur mu insan? Yorulmalı mı insan? Kaç güzergâh görmeli varmak için kendine... Kaç mevsim aşmalı içine dönmesi için....
Zaman, geriye sarılmış bir bantın iç yüzünü henüz göstermedi insana.... Şayet gördükleriyle yetinmesiyle kaybetti insan... Aradaki derinliği tüm çaba ve uğraşlarına 'rağmen hesaplayamadı.. Halbuki nice formüller; metodlar; varlığı en ince ayrıntısına dek muhasebe eden nice kuramlar ezberlemişti.. Yetmedi; üstelikte alaşağı oldu.
Dünyanın değişmez formülüyle dağıldı tüm ezberler...
Tozlu raflarda eskimeye yüz tuttu asırlık mukadderat....

Arayış temelli bir kaçıştan söz ediyorum ... Kimden kaçıyor insan? Kaçar mı insan? Kaçmalı mı?
Yolda olupta yolun sırrına vâkıf olamamak ne büyük bedbahtlıktır insan için...
Arzı nokta nokta temâşâ etmek ister de
En sonunda kendi içine yolculuk ettiğinin farkına varamaz..
Kaçmak istedikçe düşer...
Çıkmak istedikçe batar...
Battıkça kaybolur...
Ta ki içindeki mânâ denizine savrulsun..
O vakit 'Allah'ın sırrı sensin' diyen Şems'in ''Kalbine yönel'' lafzıyla irkilir insan...

"Allah’ın sırrı sensin, kalbine yolculuk et. Hak yolunda ilerlemek yürek işidir, akıl işi değil..! Kılavuzun daima yüreğin olsun. ALLAH sadece kalbi verir. İçini sen doldurursun ! Ne yöne gidersen git, -doğu, batı, kuzey ya da güney- çıktığın her yolculuğu içine doğru bir seyahat olarak düşün!

Kendi içine yolculuk eden kişi, sonunda arzı dolaşır.."

İNSAN !
Bil ki,
Gönlü geniş; ruhu gezgin sufi meşrepliler aklın yolundan geçip kalbe yönelişin adıdır....
Bu kutlu yürüyüşün tasavvuf formülü şu dört terkten geçer. Terk-i dünya; terk-i ukbâ; terk-i hesti; terk-i terk ..
Öyle ki; varlık kıyısından uzaklaşıp hiçlik deryasına dalmak marifet ister..
Ölmeden önce ölmek; ateşe talip olmak eritir insanı yokluk çemberinde...
Unutmak, bilmemek, üzerinde düşünememek; 'terk ettiğini de terketmek' yolun sırrıdır...
O öyle bir yokluktur ki ne şan ne şöhret; ne makam ne de mevki... posası alınmış meyvenin saf suyu kadar temiz olmayı gerektirir  ...
Yola çıktı isen şayet; sana o yolu gösteren İlâhi Kudret'i tanıman gerek...
Keza silüetler; ayağına takılan taş; başına gelen musibetler 'O ilk adım' için birer vasıtadır..
Mühim olan o ilk adımı şeksiz ve şüphesiz; Teslim oldum Yâ Râb ! diyerek en güzel şekilde atabilmektir ..

Derdiyle demlenir insan..
Derdindeki mânâyı görebilmek için kalbine yönelmesi gerekir ...
''Karanlık ile aydınlığın, aşk ile nefretin, akıl ile deliliğin, ölüm ile yaşamın, doğru ile yanlışın, iyi ile kötünün arasında kalmadan''
Mutlak gerçeği araması; arafta geçen kırık dökük yanlarını tamir etmesi gerekir...
Bu kutlu yolda 'Senden yeni bir sen zuhur etmesi' için Aşkın içinde, aşkın tayin ettiği sır idrakine vâkıf olmak gerekir ki bu en mühim meselemizdir. Kaba mantıktan sıyrılıp, derin idrake sahip bir bakış...

'Asra yemin olsun ki insan mutlaka ziyandadır. İnananlar, salih amel işleyip birbirine hakkı ve sabrı tavsiye edenler müstesna' (Asr Suresi)

Allah için güzel sevmenin;
Aşk'ın...
Sabr'ın...
Merhamet'in...
Tevâzu sahibi olmanın ..
Hakîkî mânâda sonsuza varma arzusunun;
Muhabbet ehli olabilmenin adıdır Sufi meşrepliler...

Ve derler ki,
İNSAN !

''Saadet zamanı: avluya doğru oturmuşuz, sen ve ben
endamımız çift, sûretimiz çift, rûhumuz tek, sen ve ben
bulandıran palavralardan âzâde, gamsız bir keyif, sen ve ben
sen ve ben, ne sen varsın ne de ben, bir olmuşuz aşk elinden..''

EyvAllah Dostlar ...

1 Yorum


Şebnem

Senden de eyvAllah :)))

  • Yükleniyor...